2 Yaş Sendromu Nedir? Bu Dönem Çocuk ve Ebeveynler Tarafından Daha Rahat Nasıl Atlatılabilir?
Yazar: Psikolog Rabia ÇOBAN

 

Değişen ve gelişen dünyada artık ebeveynler bilginin ve deneyimin ışığında çocuklarını yetiştirme konusunda çok daha bilinçliler. Bu yüzden çocuğa doğumundan yetişkinliğine kadar özenle davranmakta ve korumaya çalışmaktalar. Bilindiği üzere psikososyal ve fiziksel gelişim evrelerinde bütün çocuklarda ortak olan evreler vardır. Bu yazıda da 2 yaş sendromu denen süreci işleyeceğiz. Sendrom olarak nitelendirilmesinin nedeni aslında bir hastalık ya da belirti kümesi olmasından çok ebeveynler ve çocuk için zorlu atlatılan bir süreç olmasındandır. 1. yaş ile başlayıp 3 yaş sonrasına kadar sürebilen 2 yaş sendromu eğer belirli kurallara dikkat edilirse çok rahat atlatılabilir. 2 yaş sendromundaki davranış kalıpları çocuğun bir şeyi istemesi ve o konuda sürekli ısrarı ve inatçılığı, olmadığında ani öfke patlamaları ve krizlerin yaşanması; bir ihtiyacının karşılanmamasıyla veya tamamen nedensiz olarak ağlama krizlerinin ortaya çıkmasıyla, huysuzluğuyla karakterizedir. Nedenlerine bakacak olursak, 2 yaş sendromu genellikle çocukların kendi bağımsızlık arzuları ile ebeveynlerine olan bağımlılıkları arasındaki çatışma sonucu ortaya çıkar. Çocuk dünyaya karşı bireyselliğini kanıtlamaya çalışır. 1 yaşından sonra çocuk daha özgür hareket edebildiğinin farkına varıp sürekli sınırlarını aşmaya çalışacaktır. Emekliyorken yürüyecek, daha üst çekmecelere ulaşacak ve bu onu daha da zorunu yapmaya motive edecektir. Artık bebekliğinde olduğundan çok daha keskin görmekte; daha iyi algılayabilmekte; konuşmalar, davranışlar arasında bağlantıları çok daha rahat kurabilmekte ve çevresini yönetebilmektedir. Dünyayı tanıdıkça dikkatini daha çok çeken nesnelerle karşılaşan çocuğun duyum ve algıları, onu ebeveynden bağımsız olmaya, ebeveynin elini tutmamaya, kendi sınırlarını zorlamaya yönlendirir.


Bütün çocuklarda görülebilen bu davranışsal süreç çocuklara özenli davranıldığında sorunsuz atlatılabilir. Buradaki özenden kasıt çocuğun bu yaşlardaki inatçığı, huysuzluğu, nedensiz ağlamaları ve öfkesine yönelik doğru karşılık verilmesidir. Örneğin, çocuk bu dönemde daha iştahsız olacaktır. Çünkü masaya oturmaktan sıkılmaktadır. Bebekken yeterince oturan çocuğun yürümeye başlayınca ve uyanıkken sürekli keşfetmek istemesini biraz empati kurarsak anlayabiliriz. 2 yaş civarı çocuklarda kendilerini ve hislerini anlatabilecek iletişim becerisi gelişmemiştir. Kendi duygularını, ihtiyaçlarını anlamadıklarında bunu öfke ve ağlama nöbetleriyle gösterebilirler. Örneğin çocuğun çok uykusu var ama uyuyarak hayatı kaçırmak istemiyor: Bu durumda uyumayı reddeder ancak uykusu vardır. Böyle zamanlarda çocuğu önce sakin oyunlara yönlendirip sonrasında yatağa gitmeyi oyuna çevirerek dengeleyebiliriz. Bunun gibi yemek yemek istemeyen çocuğa yemeği oyuna dönüştürerek sunabiliriz.

Bu sürecin normal olması ve bütün bu yaş çocuklarında ortak olmasıyla birlikte ebeveynlerin sabrına çok ihtiyaç vardır. Ebeveynler kucaklarındaki bebeğin büyüyüp bu kadar hızlı gelişmesine hayret ederken kendileri de onlarla birlikte gelişirler, büyürler. Verdikleri sevgiyle birlikte sabrı öğrenirler, bu bir zorunluluktur. Dünyayı tanımaya çalışan çocuk sürekli soru sorar ''NE? - NİYE? ...''.  Bunları sorması doğaldır, çünkü çocuk bunları bilmemekle birlikte merak etmektedir. Çocuğun her sorduğuna cevap vermek zorundayız. Önemsenmeyen, sorularına cevap verilmeyen çocuklarda büyüdüklerinde hem düşük benlik saygısı gelişimi olabilir hem de merak duygusu örselenmiş bireyler yetişebilir. Ebeveynlerin bu yaş çocuklarına ''HAYIR'' deme sıklıkları çok önemlidir. Burada hayır kelimesinden kasıt çocuğun gösterdiği davranışların engellenmesi veya sınırlanmasıdır. Hayır demeden önce çocuğun tehlike görmesinden korkulduğu için mi çocuk engelleniyor yoksa kendi bireysel konforu için mi diye düşünülmelidir.

Bazı dikkat edilmesi gereken noktalar da şunlardır:

·         Çocuğun gelişimsel dönemine göre davranılmalıdır,

·         Çocuk her zaman engellenmemeli, yalnızca gerektiğinde sınırlanmalıdır,

·         Fazla baskıcı olunmamalıdır,

·         Çocuğun gelişimine ve yeni beceriler öğrenmesine izin verilmelidir,

·         Anne-baba arasında 'tutarlı' bir disiplin anlayışı olmalıdır, değişken tutumlardan kaçınılmalıdır.

© 2018 Bilim Kuşu dergisi Her Hakkı Saklıdır.

Dergimizde yayınlanan makaleler açık kaynaklı olup yasal bir telif söz konusu ise lütfen bize bildiriniz.

Sitemizde ve dergimizde yer alan tüm yazıların sorumluluğu yazarlara aittir.

Sosyal medyada bizi takip edin.

Tasarım ve Uygulama: Memsidea