ANTİK DNA
Yazar: Biyolog Osman Çelik

 

İnsanoğlu her daim kökenini merak etmiş ve bunu açığa çıkarmak için çeşitli yollara başvurmuştur. Çok yakın bir dönemde birçoğumuz e-devlet sistemi üzerinden soy ağacı dökümlerimizi alıp merakımızı bir nebze olsun dindirmiştik. Geçmişin gizlerini ortaya çıkarmak için bilim insanları artık antik DNA adı verilen yöntemi kullanıyor. Çok ileri boyutta zarar gören ve DNA'nın elde edilmesi için spesifik koşullarda saklanmamış biyolojik materyallerden DNA elde edilmesi yoluyla gerçekleştirilen moleküler çalışmalara "Antik DNA" adı veriliyor. Antik DNA (aDNA) çalışmaları özellikle moleküler biyoloji, antropoloji ve evrimsel süreçlerin izlenmesi açısından büyük katkı sağlıyor. Geleneksel moleküler uygulamalara göre daha duyarlı bir yöntem. Bu alanda yapılan araştırmaların başlangıcı 1980'li yıllara kadar uzanır. Kaynaklara geçen ilk antik DNA çalışmaları; 1984 yılında Higuchi ve ekibi tarafından quagga (günümüz eşek türünün atası olarak kabul edilen tür) örnekleri üzerinde yapılan çalışma ve 1985 yılında Paabo ve ekibinin bir Mısır mumyası üzerinde yaptıkları çalışmalardır. Polimeraz Zincir Reaksiyonunun bu alanda kullanımı aDNA çalışmalarına ivme kazandırmıştır. Bu çalışmaların temel amacı, insanlarla diğer insanımsı türler arasındaki bağlantıları ortaya çıkarmak ve evrimsel sürecin kesintiye uğramadan sürekliliğini sağlamaktır. Ayrıca yaşanılan döneme ait yaşam modelinin ortaya çıkarılmasında, filogenetik ağacın meydana getirilmesinde, popülasyonların göç yollarının tespit edilmesinde, nesli tükenmeye yüz tutan canlıların belirlenmesine değin birçok önemli bulgulara da antik DNA kazıları ile ulaşmak mümkün. Hatta uzmanlar günümüzde var olan bakteri ve virüs kökenli hastalıkların daha eski çağlardan kaynaklandığı konusunda hemfikir.


https://evrimagaci.org/antik-dna-calismalarinin-altin-cagi-basliyor-7134

Antik DNA ile ilgili çalışmalar oldukça zahmetli, bir o kadar da zaman alıcı boyutta. Bunun yanında kazı bölgelerinin uygun olmaması ve tarihi yerlerin define avcılığı nedeniyle tahrip olması da cabası...

Dişler ve kemikler korunaklı yapıda olduğundan aDNA çalışmalarında en çok kullanılan materyallerdir. Örneğin kazı bölgesinden alınıp laboratuvara ulaştırılması büyük özen gösterilmesi gereken bir konu. Kontamine olmuş örnekler ve DNA'nın degrede olma ihtimaline karşı çok dikkatli olunmalıdır. Tüm bu ihtimaller göz önüne alındığında kazıyı yapacak arkeolog, antropolog, biyolog vb. çalışanların koordineli ve uyumlu çalışması ön plana çıkıyor.

Farklı disiplinlerdeki bilim insanlarının uzun soluklu yapacağı çalışmalar geçmiş hakkındaki sır perdelerinin bir bir aralanmasını sağlayacak, bu sayede birçok soru işareti çözüme kavuşmuş olacak.


https://evrimseltip.org/2017/10/25/antik-dna-%E2%80%A2-ansiklopedik-bilgi

KAYNAKLAR

1- İyras, H. M., Doğan, Y. Antik DNA çalışmaları ve karşılaşılan sorunlar. Antropoloji, (30), 53-60.

2- Tekeli, E., Elma, C. Antropolojik kemik örneklerinden antik DNA çalışmaları. Antropoloji, (32), 23-41.

3- Antik DNA Çalışmaları https://www.evrimselantropoloji.org/category/haberler/antik-dna-calismalari/

4- Antik DNA Çalışmaları: Arkeolojiye Yeni Bir Yaklaşım https://www.researchgate.net/publication/329402985_Antik_DNA_Calismalari_Arkeolojiye_Yeni_Bir_Yaklasim

© 2018 Bilim Kuşu dergisi Her Hakkı Saklıdır.

Dergimizde yayınlanan makaleler açık kaynaklı olup yasal bir telif söz konusu ise lütfen bize bildiriniz.

Sitemizde ve dergimizde yer alan tüm yazıların sorumluluğu yazarlara aittir.

Sosyal medyada bizi takip edin.

Tasarım ve Uygulama: Memsidea