Obezite ve Gıda Bağımlılığı
Yazar: Yüksek Gıda Mühendisi Sıddık Mazlum GÖKTAŞ

 

Hayatta kalmak için gıda tüketimi gereklidir. Ancak bu yeme ihtiyacı obezite ve gıda bağımlılığına sebebiyet verebilmektedir. Obezite artık dünya nüfusu içinde o kadar yaygın bir duruma geldi ki; yetersiz beslenmenin ve bulaşıcı hastalıkların yerini almaya başladı. Küresel olarak obezite salgını, genetik duyarlılığın, yüksek enerjili gıdaların tüketiminin artması ve modern toplumda fiziksel aktivitenin azalmasının bir kombinasyonundan kaynaklanmaktadır. Obezite artık basitçe belirli bireyleri etkileyen bir problem değil, küresel refahı tehdit eden bir salgın olarak görülmektedir. Yüksek derecede işlenmiş gıdaların tüketilmesi gerektiğini biz insanlara aşılanan bir sisteme girmiş bulunmaktayız. Bu nedenle bağımlılıkların uzaktan görünüşüne göre gıda bağımlılığı ve obezite, tüketilen belirli gıdaların doğasını vurgulamaktadır.

Obezite, vücudun fiziksel ve zihinsel sağlığını tehdit edecek kadar aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanır. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre dünyada 700 milyon obez ve 1,8 milyar da aşırı kilolu insan bulunmaktadır ve bu sayı gün geçtikçe daha da artmaktadır. Türkiye’de her 5 kişiden biri aşırı kilolu veya obezdir. Bu oran ile Türkiye dünya obezite sıralamasında 3. sıradadır. Obezitenin; kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon, diyabet, depresyon ve sosyal fobi gibi hastalıklara neden olduğu bilinmektedir. Bu yüzden obeziteden korunma, onunla mücadele etme yollarını öğrenmeliyiz.

Son 25 yılda, obez ve gıda bağımlılığı olan kişi sayısı dünya çapında önemli bir artış gösterdi. 1990 ve 2015 yılları arasında aşırı kilo ve obeziteyi araştıran bir çalışmada küresel olarak 4 milyon ölüm oluşturduğu ve yaklaşık %40’ının gıda bağımlılığı olan kişilerde meydana geldiği bulundu. Lezzetli gıdaların aşırı tüketimi ve bağımlılık yapıcı ilaçlar arasındaki benzerliklerin giderek artması nedeniyle klinisyen ve bilim insanları aşırı kilonun “gıda bağımlılığı” biçimi olabileceğini öne sürdü.

Yeme bozukluğunu araştıran çalışmalar, şişmanlatan yeme bozukluğunun obez olan insanlarda en sık görülen sorun olduğunu göstermektedir. Bu disfonksiyonel yeme davranışları, önemli bir kilo artışına neden olacak hale gelebilir ve sonuçta obeziteye yol açabilir. Özellikle gıda bağımlısı olan kişiler, gıda bağımlısı olmayan kişilerle karşılaştırıldığında obez olma riskleri yaklaşık 2-4 katıdır. Gıda bağımlılığı ile yeme bozuklukları arasındaki bağlantıyı incelediğimizde, yapılan bir çalışmada gıda bağımlılığı kriterlerini karşılayan yeme bozukluğu olan hastaların oranı 2014 yılında %72,8 idi. Genel olarak, bu hastalar daha yüksek bağımlılık semptomları ve planlanandan daha yüksek yağlı/yüksek şekerli gıdaları tüketme eğilimi göstermişlerdir.


Peki obezite veya gıda bağımlılığı dediğimiz durumlar genetik olabilir mi? İnsanlarda obezite genleri üzerindeki çalışmalar uzun yıllar önce başlamıştır. Yapılan araştırmalarda öne çıkan sonuçlar, genetik faktörlerin obezite riski üzerinde çok az bir etkisinin olduğunu göstermiştir. Seyrek olarak görülen, bazı obeziteye neden olan gen türleri monojenik mutasyon adı verilen doğal mutasyonlar sonucu gerçekleşir. Bu mutasyonlardan leptin hormunu, leptin reseptörlerini kodlayan genler önemli bir rol oynar. Obezitenin dünya çapında hızlı bir şekilde yayılması ve her toplumda görülmesi genetik olarak açıklanacak bir şey değildir. Yaşam tarzımızdaki değişiklikler ve tükettiğimiz gıdalar ile nadir görülen ve obeziteye neden olabilecek genlerin bile sağlıklı yaşam sürmeleri mümkündür.

Obez insanların kansere yakalanma oranları yapılan çalışmalarda göz ardı edilemeyecek derecede ciddi bir artış göstermektedir. Obez insanlar zamanla kansere yol açan ve DNA hasarına yol açan düşük inflamasyona sahiptir. Yağ dokusu (adipoz doku) yüksek düzeyde meme, yumurtalık ve diğer bazı kanser riskleri ile ilişkilendirilen yüksek miktarda östrojen üretir. Obez insanların sıklıkla kan seviyelerinde insülin artışı görülür. Bu durum ise böbrek, prostat ve kolon kanserlerinin gelişimine neden olabilir. Kilo almamak veya kilo vermenin kanser riskini azalttığı yapılan çalışmalarda görülmüştür.

Özetlemek gerekirse; yaşamın devamı için beslenmek zorunlu bir ihtiyaçtır ancak beslenme şeklinin düzgün gerçekleştirilmemesi durumunda günümüzün en tehlikeli sağlık sorunlarından biri baş göstermiştir. Obezitenin elbette genetik temelleri vardır ancak bu çok düşük bir ihtimal ve daha çok kişinin beslenme alışkanlıkları ve beslenme şekli daha çok etki etmektedir. Yapılan insan ve hayvan çalışmalarına göre yüksek düzeyde şekerli ve yağlı bir yapıda olan yiyeceklerin tüketimi sadece obez değil aynı zamanda bağımlı da yapmaktadır. Bunun tam tersi olan obezlerin belirli yiyeceklere karşı geliştirmiş olduğu bağımlılıkta söz konusudur. Obez olan hastaların yaşam tarzlarında değişikliklere giderken, yaşadıkları sorunları aşarken obezitenin temelde bir gıda bağımlılığı ile meydana gelebileceğini unutmamalı ve bu konuya ayrı bir hassasiyet göstermelidir.

Sağlıkla kalın…

 

KAYNAKLAR

1- Gerlach, G., Herpertz, S., Loeber, S. (2015). Personality traits and obesity: a systematic review. Obesity reviews, 16(1), 32-63.

2- Obezite Genetik mi? Obezitede Genetik Faktörler http://www.obezite.com/obezite-genetik-mi/?

3- Obesity and Cancer https://www.cancer.gov/about-cancer/causes-prevention/risk/obesity/obesity-fact-sheet?redirect=true

4- Farooqi, I. S., O’Rahilly, S. (2007). Genetic factors in hun obesity. Obesity Reviews, 8, 37-40.

5- Kopelman, P. G. (2000). Obesity as a medical problem. Nature, 404(6778), 635.

© 2018 Bilim Kuşu dergisi Her Hakkı Saklıdır.

Dergimizde yayınlanan makaleler açık kaynaklı olup yasal bir telif söz konusu ise lütfen bize bildiriniz.

Sitemizde ve dergimizde yer alan tüm yazıların sorumluluğu yazarlara aittir.

Sosyal medyada bizi takip edin.

Tasarım ve Uygulama: Memsidea