SADECE BİR DÜNYA VAR!
Yazar: Talap TALAPOV

 

Konumuzun başlığı her yıl 5 Haziran’da düzenlenen “Dünya Çevre Günü”nün sloganıdır. Birleşmiş Milletler (BM) 5 Haziran 1972’de Stockholm’de gerçekleşen konferansta insanların çevre ile ilişkisi konusunu gündeme getirmiştir. 1970-1980 yılları arasında Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), çevresel sorunları tema olarak belirliyordu ve bu da BM’nin çevre bilincini arttırmaya yönelik attığı birçok adımdan birisiydi.

Çevre kirliliği, doğal prosesleri negatif yönde etkileyen düzeyde fiziksel veya biyolojik bileşenlerin ortamda birikmesi olarak tanımlanmaktadır. Çevre kirliliği insanları ve diğer canlıları etkileyen en önemli problemlerin birisidir. Kirliliğe neden olan bileşenler doğal olabilir, fakat miktarı optimum düzeyin dışına çıkması kirlilik olarak tanımlanmaktadır. Hava, su, toprak ve diğer kirlilikler iklim değişikliğine sebep olmakta ve dolayısıyla bazı hayvanların ve bitkilerin yaşam alanlarını azaltmaktadır. Aynı zamanda insan hayatını ve sağlığını etkilemektedir.

     

Dünyanın %70’inden fazlası sular ile kaplıdır. Dünyadaki tüm yaşam formları için su hayatın devamının sağlamaktadır. Su - hayattır. Hayat sudan gelmiştir ve hayatın devamı için su gereklidir. İnsan faaliyeti sonucunda çevreye geçen maddelerin neredeyse hepsi su kirliliğini arttırmaktadır. Ağır metaller, sanayi atıkları sulak alanlarda birikerek, o suyu kullanan canlıların sağlığını etkilemektedir. Kirlenmiş su kaynağından içilen su günümüz insanları için hiç olmazsa mide ağrısına neden olmaktadır. Peki, kirlenmiş suların daha fazla tüketilmesi ve içerisindeki bileşikler nasıl etki eder? Sanayi atıklarındaki toksik maddeler üreme ve bağışıklık sistemlerinin bozulmasına ve zehirlenmeye neden olmaktadır. Bulaşıcı hastalıklar kirlenmiş sularda bol bulunmakta ve epidemilere neden olabilmektedir. Kirlenmiş sular; kolera, tifo ve diğer sindirim sistemi enfeksiyonlarını barındırmaktadır. İnsanlar kirlenmiş suyu direkt olarak kullanmasalar bile dolaylı yollarla bunlardan etkilenmektedirler. Örneğin; besin kaynağımızı oluşturan hayvan ve bitkilerin bünyesinde biriken atıklar, sofralarımıza kadar gelmektedir. Dünyadaki ölümlerin %3,1’i kirli su tüketilmesi nedeniyle gerçekleşen ölümlerdir.

Türkiye’de öncelikli çevre sorunlarının birisi su kirliliğidir. Atıksu arıtım tesislerinin olmaması veya atıksu arıtım tesislerinde deşarj edilen alıcı ortam standartlarına göre suyun arıtılmaması, ziraatta kimyasal gübre ve ilaç kullanımı, katı atıkların sulara karışması gibi birçok nedenden dolayı su kirliliği giderek artmaktadır.


Dünya genelinde de bu sorun yaşanmaktadır. XX. yüzyılının başlarından beri dünyadaki sulak alanların %70’inin kuruduğu Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından bildirilmiştir. İstatistiklere bakıldığında atıksuların %80’i herhangi bir arıtma sisteminden geçmemekte ve 1,8 milyar insan arıtılmamış suları kullanmaktadır.


Türkiye’de yüzey suları, genel kimyasal ve fizikokimyasal parametrelere göre sınıflandırılmaktadır. Sınıflar, kullanım amaçları ve oranları Tablo 1 ve Şekil 1’de görülmektedir. MWH Mühendislik ve Müşavirlik Ltd. Şti. tarafından 2017 yılında Türkiye’deki su arıtma tesislerinin değerlendirilmesi yapılmıştır. MWH’nin verilerine göre Türkiye’de 508 yüzey su kaynağı bulunmaktadır.

489 tane içme suyu arıtım tesisi bulunmaktadır ve sadece 392’si aktif olarak çalışmaktadır. Bu sayılardan anlaşılacağı gibi Türkiye’deki su arıtım tesislerinin %20’si çalışmamaktadır. 392 tane tesisin çalışması su ile ilgili sorunları çözmemektedir. İnsanlar musluk suyu yerine damacana ve paket suları tercih etmektedir. Farklı nedenlerden dolayı içme suyunda sorunlar yaşanmaktadır.

Yüzey sularının yanı sıra yeraltı sularının kirliliği de artmaktadır. Yeraltı sularının kirliliğini en fazla tarımsal kaynaklı kirlilikler etkilemektedir. Tarımda yaygın kullanılan ilaçlar ve kimyasal gübreler, hayvan yetiştiriciliği ve arıtılmamış suların tarımda kullanımı yeraltı sularının kirlenmesine neden olmaktadır.

Bildiği üzere insan faaliyetinin sonrasında oluşan birçok atık kanalizasyona karışmaktadır. Kanalizasyon; çevre ve su kirliliğine etki eden faktörlerden birisidir. Kentlerde ve endüstrilerde kullanılan sular kanalizasyon yolu ile arıtım tesislerine gitmektedir veya hiç arıtım yapılmaksızın alıcı ortama deşarj olmaktadır. 2015 yılının verilerine göre Türkiye’de 1127 atık su arıtım tesisi çalışmakta ve bu tesislerin 552’si işlevini tam olarak yapamamaktadır. Arıtılmış ve tekrar kullanılabilecek suların oranının %1’in altında olduğu belirtilmiştir. Yani kullanılan suların %99’u tekrar kullanılamamaktadır. Sanayi kaynaklı endüstriyel atık suların alıcı ortamının şartlarına uygun arıtılmadan deşarj edilmesi su kirliliğini arttırmaktadır.

 

Kaynakça

1.      https://www.sciencedirect.com/topics/earth-and-planetary-sciences/environmental-pollution

2.      http://www.theworldcounts.com/stories/how-does-water-pollution-affect-humans

3.      http://www.alliedacademies.org/articles/water-pollution-and-human-health-7925.html

4.      Dünya Çevre Günü, Türkiye Raporu. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası. 5 Haziran/2018

© 2018 Bilim Kuşu dergisi Her Hakkı Saklıdır.

Dergimizde yayınlanan makaleler açık kaynaklı olup yasal bir telif söz konusu ise lütfen bize bildiriniz.

Sitemizde ve dergimizde yer alan tüm yazıların sorumluluğu yazarlara aittir.

Sosyal medyada bizi takip edin.

Tasarım ve Uygulama: Memsidea