Sağlıklı Nesillere...
Yazar: Kimyager Özge DEMİREL

 

Son zamanlarda adını sıkça duyar olduğumuz bağırsak floramızın yeni bir önemi daha yapılan deneysel çalışmalar sonucunda ortaya çıkartılmıştır. Peki, bize ne gibi mi faydası var? Pek çoğumuzun özellikle de yeni nesil olarak tabir edilen zamane çocukların en büyük sıkıntı çektiği sağlık sorunlarından bir tanesi olan alerjiler için yeni bir yaklaşım. Prof. Dr. David Strachan bu senaryoyla ilgili Sağlıklı bir bağışıklık sistemini yaratan nezle, kızamık ya da diğer bulaşıcı hastalıklar değil, insanın bağışıklık sistemi gelişirken içinde bulunduğu ortamdaki mikroplar ve parazit solucanlar gibi "eski dostlar"dır. Bunlar bugün şehir ortamında fazla bulunmuyor ve artan çevre kirliliği ve o ortama dışarıdan gelmiş polenlere maruz kalma gibi diğer çevresel faktörler de alerjik hastalık riskinin artmasına neden oluyor. şeklindeki açıklaması ile tutarlı bir şekilde vurgulamıştır. Aslında her yaştan insanın yaşadığı bu sorunun temeline inildiğinde ise “İmmünolojik Düzensizlik” adı verilen birçok hastalığın da (otoimmünite, alerji ve kanser gibi) nedeni olarak gösterilen bir bağırsak problemi ile karşılaşılmaktadır. Bu nedenledir ki yakın zamanlarda bağırsaklarımız ile ilgili çokça çalışma yapılmış ve yayınlanmıştır. Gereken önemi veriyor muyuz bağırsaklarımıza? Elbette vücudumuzun her bir organı başlı başına önem arz etmektedir. Ancak gastrointestinal sistem, hem simbiyotik hem de patojenik olan, konakçı bağışıklık sistemi ve mikroorganizmalar arasındaki etkileşimin birincil bölgesi olması nedeni ile sizce de ayrı bir önem hak etmiyor mu?

Bilim insanlarına göre, mikrobiyal ekosistem gemisinin yanaştığı iskeleyi insanlar oluşturmaktadır. Yani, doğum öncesini de kapsayacak şekilde bir bebek doğumdan hemen sonra çevresel etkenlere maruz kalmaktadır. Ömürlerinin sonuna kadar da mikroorganizmalar kolonileşerek vücutta yaşamlarını simbiyotik ya da parazitik olarak idame ettirmektedirler. Bu durumda neler yapmalıyız? Cevap çok basit. Olabildiğince yararlı bakterilere daha fazla maruz kalmalı ve hastalıklara yol açanlarla ise nadiren rastlaşmalıyız. Bu demek değildir ki sabunu bir kenara bırakıp farklı kimyasallarla aşırı bir şekilde temizlik yapalım. Tam tersine araştırmacılara göre temizliğin dezenfektan tarzı kimyasallarla yapılması da, sabundan vazgeçilmesi de bizleri daha sağlıksız ve birçok hastalığa karşı savunmasız bırakmaktadır. Yararlı bakterilerimize sahip çıkmalıyız, ama nasıl? Bu senaryoyu gerçekleştirmek için de yapmamız gerekenler şu şekilde sıralanmaktadır:

* Normal doğum

* Çocukların kardeşleriyle ve birbirleriyle fiziksel temasta bulunması

* Spor ve diğer açık hava aktiviteleri (bebeklerin bebek arabasıyla dışarıda dolaştırılması da dâhil)

* Kapalı ortamda daha az zaman geçirmek

* Daha az antibiyotik tüketmek

* Probiyotik içerikli ve lifli gıdalarla beslenmek

Yapılan araştırmalardan ilkine göre; Anneleri probiyotik takviyesi alan çocukların alerji riski, almayanlara oranla daha düşük bulunmuştur. Benzer şekilde ikinci bir çalışmaya göre de; Sezaryen doğmuş çocukların, bağırsaktaki bakteri edinimini etkileyen riskleri normal doğan çocuklara kıyasla çok daha yüksek olabileceği belirlenmiştir. Hamile annelerin vajinal sıvıları koruyucu bakterilerle doludur ve bebekler vajinal yolla verildiğinde, yoğun miktarda yararlı mikroplara maruz kalmaktadır. Son olarak da, Enflamatuar bağırsak hastalığı gibi sorunların altında yatan sebebin bakteriyel mikrobiyotadaki rahatsızlıklar olduğu ve immünolojik düzensizliğe kadar daha pek çok probleme yol açtığı bulgusuna ulaşılmıştır.

Let Them Eat Dirt: Çocuğunuzu Büyük Bir Dünyadan Kurtarmak kitabının yazarı mikrobiyolog Prof. Dr. Brett Finlay ve iş arkadaşı eşine göre de bu sorunun ilk aşamaları anne karnından doğum sonrasına kadar olan evreyi kapsamaktadır. Alerji ve astıma gelince, araştırmacılar korumaların çocuğun yaşamının çok erken dönemlerinde - rahimde bile - yapıldığına ve faydalı mikropların bağışıklık sistemlerimizi “eğitmeye” yardımcı olduğuna inanıyor. Bu ikili arasında geçen bir konuşmaya göre de;

Eşi:      “Yaşamın ilk yılında antibiyotik alan çocukların astım oranları daha yüksektir.“

Finlay: “Bunun biraz garip olduğunu düşünmekteyim, çünkü astım bir akciğer hastalığı ve bağırsak mikropları…”

Eşi:       “Antibiyotiklerin bir hastalık ile ne ilgisi var?”

 

Sonuç olarak Finlay ve eşi yaptıkları çalışmalar ve literatürdeki araştırmaları kontrol etti ve antibiyotiklerle astımı birbirine bağlayan birkaç çalışma bularak kendi çalışmalarına entegre ettiler. Peki ya şimdi? Sizler de çocuklarınızı korumak istemez misiniz? Daha sağlıklı bir nesil elde etmek mümkün olur mu?


KAYNAKLAR

1- Ley, R. E., Peterson, D. A., & Gordon, J. I. (2006). Ecological and evolutionary forces shaping microbial diversity in the human intestine. Cell, 124(4), 837-848.

2- Dethlefsen, L., McFall-Ngai, M., & Relman, D. A. (2007). An ecological and evolutionary perspective on human–microbe mutualism and disease. Nature, 449(7164), 811.

3- A child’s mix of gut bacteria may determine if they get allergies. https://www.newscientist.com/article/2190440-a-childs-mix-of-gut-bacteria-may-determine-if-they-get-allergies/?utm_term=Autofeed&utm_medium=SOC&utm_source=Facebook#Echobox=1547573857

4- Alerji tedavisinin anahtarı bağırsaklarda. https://www.sozcu.com.tr/2018/saglik/alerji-tedavisinin-anahtari-bagirsaklarda-2415166/

© 2018 Bilim Kuşu dergisi Her Hakkı Saklıdır.

Dergimizde yayınlanan makaleler açık kaynaklı olup yasal bir telif söz konusu ise lütfen bize bildiriniz.

Sitemizde ve dergimizde yer alan tüm yazıların sorumluluğu yazarlara aittir.

Sosyal medyada bizi takip edin.

Tasarım ve Uygulama: Memsidea