TÜRKİYE’NİN ÖNCÜ KADINLARI
Yazar: Biyolog Cansu BAĞCI

 

Bugünün sahibi KADIN nedir dersek herkesin bir cevabı mutlaka vardır. Kadınların hayatımızda birçok rolü, değeri tartışılmazken tarih boyunca ve günümüzde maalesef hak ettiği değeri görmek bir yana dursun, üstüne üstlük bazen de yok sayılmıştır. Bu ne acı bir durumdur aslında bizler için değil mi? İstatistiklere baktığımızda Türkiye, toplumsal cinsiyet eşitliğinde 144 ülke arasında 130. sırada yer alıyor. Aslında bunu çevremize bakarak da gayet kolay bir şekilde görüyoruz. Bu anlayış yüzünden kadınlar hedeflerine doğru ilerleyebilmek için cehennemden de geçmek zorunda kalabiliyor.

Bilimle uğraşmış nitekim hayatlarını buna adamış kadınlar aslında tarih boyunca hep var olmuşlardır. Fen, matematik, kimya, tıp, teknoloji vb. birçok alanda kısaca bilimin her alanında kendilerine yer bulmuştur. Tüm adaletsizliklerin içinden çıkabilmiş, tabiri caizse canını dişine takmış, araştırmalarıyla, başarılarıyla adeta “BEN DE VARIM” diyen birkaç bilim kadınından bahsedecek olursak; bizim belki de adını ilk kez duyacağımız ama ilklere imza atmış kadınlardan da bahsedeceğim. İlk olarak;

NASA astronotu Peggy Whitson, Uluslararası Uzay İstasyonu içinde 2 adet uzun dönemli kalış gerçekleştirip, 2007’de UUİ’deki ilk kadın komutan olmuş ve 16. sefer esnasında, uzay yürüyüşlerinde kadın rekorunu kırmıştır.

Kahire Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra araştırmalarına atomsal radyasyonda devam eden Sameera Moussa, doktorasını yapan ilk kadın ve yardımcı profesör unvanını da alan ilk kadın olmuştur.

Ada Lovelace hepimizin evinde veya iş yerlerinde bulunan belki de bu yazıya erişim sağladığınız cihaz olan bilgisayarların ilk programcısı olarak biliniyor.

Fransız bilimci Barre-Sinoussi, araştırmaları sonucu HIV’in AIDS hastalığına yol açtığını keşfetmiş, Nobel ödüllü bilim kadını Madam Curie, 1903’te fizik, 1911’de kimya alanında 2 kez ödülle taçlandırılmış ve araştırmaları için uzun süre radyasyona maruz kalmış, kan kanserinden de hayatını kaybetmiştir. Curie, tarihe adını “bilim uğruna ölen kadın” olarak yazdırmıştır.

Aldığı birçok ödülle adından sıkça bahsettiren Canan Dağdeviren, Parkinson gibi beyin hastalıklarında tedavi amacıyla kullanılabilecek “giyilebilir kalp pili” buluşuyla Junior Chamber İnternational (JCI) tarafından medikal yenilik alanında dünya birinciliğini göğüslerken, Forbes’in 30 yaş altı bilim insanı listesinde yer almasıyla tüm gençliğe örnek bir isimdir.

Fizik ve matematik alanlarında uzman Profesör Doktor Feryal Özel, Albert Einstein’ın da yer aldığı “Büyük Fikirler” listesinde yer alan, NASA’nın “Uzay Teleskobu” projesinin başındaki isim NASA’daki tek Türk kadındır.

Gözde Durmuş, çağın hastalığı diye adlandırdığımız kanseri ve antibiyotik duyarlılığını bir “mikroçip” ile 2 dakika içerisinde test etme imkânını bizlere sunmuştur.

Belçika Uza Üniversitesi’nde görev yapan Sevilay Altıntaş, meme kanseriyle mücadelede birçok sayıda klinik araştırmayı gönüllü olarak yürütmektedir.

Sadece bir kısmından bahsedebildiğim tüm bilim kadınlarının ve diğer tüm emekçi kadınların günüdür bugün, HEPİMİZE KUTLU OLSUN...

© 2018 Bilim Kuşu dergisi Her Hakkı Saklıdır.

Dergimizde yayınlanan makaleler açık kaynaklı olup yasal bir telif söz konusu ise lütfen bize bildiriniz.

Sitemizde ve dergimizde yer alan tüm yazıların sorumluluğu yazarlara aittir.

Sosyal medyada bizi takip edin.

Tasarım ve Uygulama: Memsidea